Anasayfa | Kullanım Koşulları | Künye | Linkler | Reklam | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

Reklamlar

Kent yönetimi

Okunma  Yazar : Manşet
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 653
Tarih  Tarih : 17 Mart 2009 21:55

KENT YÖNETİMİ

İnsan gerçekte tabiattaki canlılarla kıyaslandığında çok zayıf bir yapıya sahiptir. Tabiattaki koşullarla baş etmek, varlığını sürdürmek, ihtiyaçlarını gidermek için aklını kullanarak örgütlenmiştir. Yani diğer insanlarla güçlerini birleştirmiştir. Bu sayede insan, tabiattaki en güçlü canlı konumuna yükselmiştir.

İnsan örgütlenmesinin en geniş, en kapsayıcı ve en güçlü şekli karşımıza devlet olarak çıkmaktadır. Devlet, insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen ve bu ilişkilerin normlara uygun olarak yürütülmesini sağlayan, anlaşmazlıkları çözümleyen, kamusal mal ve hizmetleri üreten, en üst meşru egemen güçtür. Sanayi devriminden sonra daha karmaşık hale gelen toplumsal ilişkiler, devletin yürüttüğü hizmetleri nicelik ve nitelik yönünden artırmıştır. Buna bağlı olarak devletlerin örgütsel yapıları büyümüş, işleyişleri daha karmaşık hale gelmiştir.

Devlet, kamu hizmetleri için gerekli olan araç ve imkânları bir düzende toplamak, yetki, görev ve sorumlulukları belirleyerek bir yapı oluşturmak zorundadır. Bu noktada merkezi ve yerel yönetim kavramlarıyla karşılaşmaktayız. İdari faaliyetin yürütülmesinde asgari bir homojenlik ve birlik sağlanmasının yanında farklılıkların yönetime yansıması ve yönetimin yönetilenlerin çeşitliliğine uyarlanması gerekir. Kamu işlerinde birlik ve homojenlik gereğine merkezden yönetim, yöresel özelliklerin yönetime yansımasına da yerel yönetim denir. Aşırı merkeziyetçiliğin sakıncalarını ortadan kaldırmak, halkın yönetime katılmasını sağlamak, yerel ihtiyaçların karşılanmasında etkinlik ve verimliliği artırmak amacıyla yerel yönetimlere başvurulur.

Yerel yönetim kuruluşları içinde en önemlisi belediyedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu, belediyelere çok geniş bir çalışma alanı sunmuş, sağlık, eğitim, güvenlik, ulaşım, konut, sosyal ve ekonomik hayatı kapsayan çok genel görevler vermiştir. Bu görevler, halkın tüm kesimlerinin ihtiyaçlarının karşılanmasını amaçlamaktadır. Bu görevlerin sağlıklı bir biçimde yerine getirilmesi için belediyeler, kent yönetiminde daha etkin olarak yer almak durumundadırlar. Hızlı kentleşme ile artan alt yapı ve çevre sorunları, kaynak yetersizliği, belediye kadrosunun güçsüzlüğü, siyasi baskılar gibi faktörler belediyelerin görevlerini yerine getirmelerine olumsuz etki yapmaktadır. Ancak belediye bu kanunla kendisine verilen “kent konseyleri, stratejik planlama, kent ekonomi ve ticaretinin geliştirilmesi” görevleriyle kent yönetiminde daha etkin konuma gelebilir, diğer kurumları etkileyebilir ve diğer olumsuzlukların etkisini azaltabilir.

Kent konseyi, kentin genel olarak yönetimi hakkında resmi ve sivil katılımcıların oluşturduğu bir istişare kurulu mahiyetindedir. Belediye, kent konseyini etkin olarak kurup çalışmasını sağlarsa, kentteki tüm paydaşların aralarında güçlü bir iletişim ve koordinasyon oluşturabilir, buradan alınacak kararlarla kişi ve kurumları yönlendirebilir.

5393 sayılı kanun, belediyelerin stratejik plan yapılmalarını zorunlu kılmaktadır. Stratejik plan, kentin planı demektir. Bu plan sadece belediye kurumu ile ilgili olmayıp tüm kenti kapsamaktadır. Bu açıdan belediye ve diğer paydaşlar/kurumlar kendilerine göre hareket etmeyip, kent yönetiminde birlikte yer alıp birlikte bir plan yapmak ve hareket etmek durumundadırlar.

Yine aynı kanunla belediye kentin ekonomi ve ticaretinden sorumlu bir kurum olmaktadır. Belediye artık sadece yol yapan, park inşa eden değil aynı zamanda kent ekonomi ve ticaretinin gelişmesi için kafa yormak durumunda olan bir kurumdur.

Kentte insanca bir yaşam ortamı ve atmosferinin sağlanması ve kentin gelişebilmesi için kent yönetim kültürünün var olması önemli bir etkendir. Kenti ilgilendiren kararların alınması ve uygulanmasında bürokrasi, sermaye sahipleri, sivil toplum örgütleri bir başka deyişle tüm paydaşlar birlikte hareket etmeli, böylece bir “ortak akıl” vücuda getirilmelidir. Böyle bir kültürün oluşması oldukça zor ve zamana bağlı bir süreç olmakla birlikte zaruridir. İçinde başkalarına hizmet etme ve dünyayı daha iyi bir yer yapma isteği olan -hizmetkâr liderlik anlayışına sahip- kişilerin sayısının artması ve bu süreçte rol üstlenmeleri bu kültürün oluşumuna katkı sağlayacaktır.

Bu bağlamda yerel siyasetin amacı; hizmet kalitesini artırmak, hizmet sunulan hedef kitleyi geliştirmek, sorunların ortaya çıkmasını önlemek, ortaya çıkan sorunları ise en kısa sürede çözmek olmalıdır. Bununla birlikte yerel siyaset, kaba kuvvetin hoyratlığına veya karakter zaafının tezahürü yalakalığa teslim olmayan, güç karşısında yere kapanmayan, zayıf karşısında kaş çatmayan bir davranış biçimi sergileyebilmelidir. “Gelen ağam giden paşam”, “bal tutan parmağını yalar”, “gemisini yürüten kaptan” şeklindeki anlayışlar uzun vadede hem bu anlayıştaki kişilere ve hem de topluma bir fayda getirmemektedir.

Fayda meydana getirmenin bir alışkanlık olduğu ve birlikte yaşama kültürünün yaygınlaşıp paylaşıldığı bir Ağrı umuduyla…

 

KAYNAKLAR

Acar Örnek, (1992). Kamu Yönetimi, Meram Yayıncılık, İstanbul.

Bilal Eryılmaz, (1994). Kamu Yönetimi, Üniversite Kitabevi, İzmir.

Erol Kaya, Kurum Yönetiminden Kent Yönetimine, Plato Danışmanlık, İstanbul.

Münci Kapani, (2002). Politika Bilimine Giriş, Bilgi Yayınevi, Ankara.

Recai Coşkun, Kent ve İnsan, Plato Danışmanlık, İstanbul.

Yeşim Toduk Akiş, (2005). “Sosyal Kurumsal Liderlik”, CEO’s, Sayı: 21.

Yrd. Doç. Dr. Orhan ÇINAR

Ağrı Eğitim Fakültesi

www.orhancinar.com   - orhanar@gmail.com

Yazdırılabilir Sayfa Word'e Aktar Tavsiye Et Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Kent yönetimi Manşet
Manşet

Son Dakika Haberleri

Reklamlar

Reklamlar

Reklamlar

Reklamlar

© 2008 Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan yazılardan, yazarları ve kaynakları sorumludur.